
PANOPTİKON: GÖZÜN İKTİDARI
Hazırlayanlar: Barış Çoban, Zeynep Özarslan
Yazarlar: Jeremy Bentham, Catherine Pease Watkin, Simon Werret, Barış Çoban, Zeynep Özarslan
Su Yayınları
Modern iktidarın anlaşılması bağlamında, Bentham’ın “Panoptikon”u oldukça önemli bir metindir. Tarihsel olarak, tanrı ya da tanrı-kralların, “kutsal” iktidarların toplum üzerindeki denetiminin göstergesi olan “göz”, panoptikon ile birlikte dindışı, kutsal olmayan iktidarın yeni iktidar biçimiyle birlikte yeryüzüne inmiştir. Kapitalist iktidar toplumsal denetimin sağlanması sürecinde “göz”ü aşırı bir biçimde vurgulamıştır, görünmeden gören iktidar ile toplumun bilinçyapısını “göz”ün baskısıyla tahakküm altına alınır.
Michel Foucault’un “Hapishanenin Doğuşu” (Discipline and Punishment) adlı çalışması Bentham’ın “Panoptikon”u üzerine kuruludur. Bentham’ın metni, kapitalizm ile birlikte toplumsal iktidarın geçirdiği yapısal dönüşüme gönderme yapmaktadır. Kapitalist iktidar biçimlerinin anlaşılması bakımından panoptik yapı oldukça önemlidir. Gözetim, iktidarın temel denetim biçimlerinden birisi haline gelirken, “göz” önemli bir iktidar organına dönüşmüştür. “İktidarın gözü” yaşamı bir hapishaneye dönüştürür. Özellikle, üretim süreçlerinde işçilerin denetim altına alınması ve sonrasında tüm yaşam alanlarının iktidarın gözü için görünür kılınır.
Küresel kapitalizm yeni teknolojilerin, özellikle de iletişim teknolojilerini kullanarak toplumsal denetimi sağlanmaktadır. “Gözün iktidarı” küreselleşmekte ve toplumsal özgürlükleri yokederek, baskıcı gözetim toplumunu yerel iktidarların yardımıyla yeniden-biçimlendirmektedir. Küresel panoptikon, yeni emperyal iktidarın “yeni dünya düzeni”dir. Toplumlar, küreselleşme süreci ile birlikte, “gözün iktidarı” tarafından teslim alınmıştır, başka bir deyişle herkes “gözaltına” alınmıştır. Küresel iktidarın teknolojik gözü toplumları tehdit olarak tanımlamakta ve tüm dünya yeni iletişim ve savaş teknolojilerinin kullanımıyla yüksek güvenlikli bir hapishaneye dönüştürülmektedir. Küresel panoptikon, iktidarın toplumları mahkum ettiği kara-ütopyadır. Toplumsal özgürlük ise halen bir ütopyadır, “göz” iktidardan arınıp özgürlük ve eşitlikçi bir toplumun düşünü görmedikçe, iktidarın organı olarak özgürlüğü tehdit etmeye devam edecEktir.




Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev
Ne Kitapsız Ne Kedisiz
Haneke'nin filmleri, öznel bakış açılarının yok olması ve nesnel bir gerçekliğin hayatlarımıza egemen olması sürecini yansıtır. Bu, televizyonun, sinemanın, medyanın, internetin, dünyanın her yerine ulaşmamızı sağlayan uydu antenlerinin, maddelerin özü olan atomları görünür kılan elektron mikroskoplarının, süper marketlerdeki gözetim kameralarının gerçekliğidir. Tüm zaman ve mekân sınırlarını hiçe sayan, limiti olmayan, sonsuz bir görüntü hakimiyetini olası kılan bu gerçeklik, 'Tanrı'nın gözü' alegorisini çağrıştırır. Fakat aynı zamanda büyük bir aldatmacadır bu gerçeklik çünkü tüm bu görüntü karmaşası içinde kaybolan birey kendi 'göz'ünü unutur. Dünyayı kendi görmek istediği biçimde değil de kendine sunulan nesnel bir 'göz'ün arkasından görür. Öznel gerçeklik, 'kamera gerçekliği'ne dönüşür ve bakış açıları yok olur.
Gilles Deleuze'de Toplum ve Denetim
Gözlemcileri Gözlemleyenin Gözlemi
Gözlemcinin Teknikleri / On Dokuzuncu Yüzyılda Görme ve Modernite Üzerine
Büyük Kapatılma