Diyarbakır Çocuk Hastanesi'nin güvenliği
adam öldürme, çek-senet tahsilatı gibi birçok çete faaliyetlerine
karıştığını TBMM 'Susurluk', 'Uğur Mumcu Suikastini Araştırma'
komisyonlarına ve basına defalarca açıklayan itirafçı Murat İpek'e
teslim edildi. İtirafçı İpek, Özel Güvenlik Kanunu'nun ve konuyla
ilgili İçişleri Bakanlığı genelgesinin açık ve kesin hükümlerine aykırı
olmasına karşın, Diyarbakır Çocuk Hastanesi'nin Özel Güvenlik Amiri
yapıldı. Dönemin Şırnak eski Emniyet Müdürü ve şimdiki Emniyet Genel
Müdür Vekili Necati Altıntaş ile yakın ilişkide olan itirafçı İpek'in
bu göreve nasıl getirildiği ve bu işleme kimlerin onay verdiği merak
konusu oldu. 1992 Newroz'unda gözaltına alınan lise öğrencisi Bişeng Anık'ı Şırnak Emniyeti'nde 'görevli' iken Emniyet Müdürlüğü nezarethanesinde kafasına ateş ederek öldürdüğünü itiraf eden ve Denizli'deki yerel DEHA TV'nin kurşunlanması olayından hüküm giyen 1973 doğumlu, Diyarbakır-Ergani nüfusuna kayıtlı itirafçı Murat İpek'in, Diyarbakır Çocuk Hastanesi Özel Güvenlik Amiri olduğu ortaya çıktı. Diyarbakır'da kurulu Diyarbakır Özel Güvenlik Hizmetleri ve Eğitim Merkezi Limited Şirketi (D.G.S) lisansı ile Diyarbakır Çocuk Hastanesi'nde Özel Güvenlik Amiri olarak görev yapan itirafçı Murat İpek'e, yasadışı olmasına rağmen özel güvenlik görevlisi sertifikası ve işe giriş kaydını kimin verdiği şimdilik bilinmiyor.
İtirafçı Murat İpek, PKK'ye katılmak isterken 1992 yılında Şırnak'ın Cizre ilçesinde gözaltına alındı. Şırnak Sulh Ceza Mahkemesi'nin 26 Şubat 1992 tarih ve 1992/30 sayılı tevkif müzekkeresi ile tutuklandı. 27 Şubat 1992 tarihinde Diyarbakır Cezaevi'ne konuldu ve Diyarbakır 1 Nolu DGM'nin 16 Nisan 992 tarih ve 1992/108 sayılı tahliye müzekkeresi ile 'itirafçı' sıfatıyla tahliye edildi. Tahliye edildikten sonra Silopi İlçe Emniyet Müdürlüğü ve Şırnak Emniyet Müdürlüğü emrinde 'sorgu elemanı' olarak çalıştı. Şırnak ve Silopi Emniyet Müdürlüğü'nde gözaltına alınan aralarında avukat, ve siyasetçilerin de bulunduğu birçok kişinin işkenceli sorgularına katıldı. Yaptığı işkenceleri Mehmet Ali Birand, Can Dündar, Kadir Çelik, Uğur Dündar gibi gazetecilerin programlarında anlattı. İtirafçı İpek, 1997'de basına yaptığı açıklamalarda itirafçı Alaattin Kanat'ın emrinde çalıştığını ve Diyarbakır ile Şırnak'ta gözaltına alınan birçok kişinin infazında yer aldığını anlattı. İtirafçı İpek'in bu açıklamaları Radikal ve Demokrasi gazeteleri başta olmak üzere birçok gazete ve televizyona yansıdı. Demokrasi gazetesine o tarihte açıklamalarda bulunan itirafçı İpek, 21 Mart 1992 tarihinde Şırnak Emniyet Müdürlüğü bünyesinde görev yaparken, Şırnak'ta yaşanan kanlı Newroz kutlamaları sonrasında gözaltına alınan Bişeng Anık adlı lise öğrencisini Şırnak Emniyet Müdürlüğü nezarethanesinde polislerle birlikte işkence yaptıktan sonra, başına tek el ateş ederek öldürdüğünü açıklamıştı. Bişeng Anık, 22 Mart tarihinde gözaltına alındıktan bir gün sonra, 'nezarethanede intihar etti' denilerek cenazesi dedesine teslim edildi. Lise öğrencisi Anık'ın sırtı ve ayak tabanları kesici aletlerle kesilmişti. 1992 tarihinde Şırnak Emniyet Müdürü olan şimdiki Emniyet Genel Müdür Vekili Necati Altuntaş'ın emrinde çalıştığını anlatan İpek, Necati Altıntaş'ın Denizli'ye tayin edilmesi sonrasında da onun emrinde çalıştığını anlatmış ve burada karıştığı olaylar TBMM Uğur Mumcu Suikastini Araştırma Komisyonu'na yansımıştı. Murat İpek, Necati Altıntaş'ın emri ile Denizli'de yayın yapan yerel DEHA TV'yi nasıl taradıklarını TBMM 'Uğur Mumcu Suikasti', 'Susurluk Araştırma Komisyonu' ile gazete ve televizyonlara anlatmış ve şu ifadelerde bulunmuştu: 'Denizli'ye atanan Şırnak Emniyet Müdürü Necati Altıntaş'ın çağırması ile Denizli'ye geldim. Burada 40 gün kadar Denizli Polisevi'nde kaldım. Denizli'de bazı işadamlarından para istedik. HADEP yöneticileri ve dönemin Kürt kökenli belediye meclis üyesi Yavuz Altınmakas'a suikast planladık. 30 Haziran 1996 günü DEHA TV merkezini Emniyet Müdürü Necati Altıntaş'ın emri ile taradık. Kullanılan Silah Denizli Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi demirbaşına kayıtlı 78GF6161 seri nolu kalaşnikoftu. TV binasını Tuncer ve Necmi isimli iki polisle birlikte taradık. Emri, Emniyet Müdürü Altuntaş verdi, silahı ise Terörle Mücadele Şube Müdürü Ali Soysal temin etti.' İtirafçı İpek'in bu açıklamalarının 13 Şubat 1997 tarihinde basına yansımasından sonra, Emniyet Müdürü Necati Altıntaş, Terörle Mücadele Şube Müdürü Ali Soysal ve Denizli Emniyet Müdürlüğü'nde görev yapan polis memurları Mehmet Kılınç, Tuncer Onbaşıoğlu, Ali Oktay ve Celal Bayar olay üzerine açığa alındı ve haklarında soruşturma açıldı. Aynı Emniyet mensupları hakkında önce lüzumu muhakeme kararı, ardından da Danıştay tarafından yargılanmalarına karar verildi. Bu olay sonrası şu anda Emniyet Genel Müdür Vekili olan Necati Altıntaş merkeze çekildi ve APK uzmanı olarak kızağa alındı. Emniyet Müdürü ve diğer polisler bu olaydan beraat ederken, itirafçı Murat İpek, DEHA TV'nin taranması olayından dolayı hüküm giydi ve cezaevine konuldu. Gazete ve televizyonlara yansıyan 1997 yılındaki bu itiraflardan sonra, Murat İpek ve kendisi gibi itirafçı olan Murat Demir İstanbul'da tutuklandılar. İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından sorgulanan itirafçı Murat İpek, yaptıkları itirafları reddederek, bu açıklamaları yapması için PKK'nin kendisini rehin aldığını ve bazı gazeteciler aracılığı ile itirafa zorladığını öne sürdü. İfadesinde, Diyarbakır'da Demokrasi gazetesi muhabirleri Ahmet Sümbül, Zeynel Bağır ve ATV muhabiri Abdülkadir Konuksever tarafından alıkonulduğunu, PKK'lilerin ve gazetecilerin tehdit etmesi sonucu itiraflarda bulunmak için İstanbul'a ve TBMM Susurluk ile Uğur
Mumcu Suikasti Araştırma Komisyonu'na gönderildiğini söyledi. İpek'in bu itirafları üzerine, gazeteciler Sümbül, Bağır ve Konuksever, 3 Haziran 1997 tarihinde Diyarbakır'da gözaltına alındı. Terörle Mücadele Şubesi'nde sorgulanan gazeteciler, çıkarıldıkları Diyarbakır DGM Cumhuriyet Savcılığı tarafından 'PKK'ye üye olmak', 'PKK'ye yardım-yataklık etmek' suçlarından tutuklanarak cezaevine konuldu. Diyarbakır 3 Nolu DGM tarafından yargılanan gazeteciler daha sonra beraat ederek tahliye edildiler. 10 Haziran 2004 yılında kabul edilen ve 26 Haziran 2004 tarihinde 25504 sayı ile Resmi Gazete'de yayınlanan 5188 sayılı Özel Güvenlik Yasası'na göre, özel güvenlikçi olarak kamu kurum ve kuruluşlarında görevlendirilecek kişiler hakkında ayrıntılı 'güvenlik soruşturması' yapılması gerektiği ve suç işlemiş kişilerin bu göreve getirilemeyeceği belirtiliyor. Yasada, özel güvenlikçi olanların, 'Taksirli suçlar hariç olmak üzere, ağır hapis veya altı aydan fazla hapis veyahut affa uğramış olsa bile devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, emniyeti suistimal, sehtecilik, hileli iflas veya istimal ve istihlak kaçakçılığı, hariç kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, devlet sırlarını açığa vurma, laf atma, sarkıntılık, ırza tasallut, ırza geçme, kız, kadın, çocuk kaçırma ve alıkoyma, fuhuşa teşvik, fuhuş için aracılık, uyuşturucu madde kullanma, uyuşturucu madde kaçakçılığı suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak' suçlarından hüküm almaları ve kanu haklarında yasaklı olmaması belirtiliyor. Aynı şekilde İçişleri Bakanlığı'nın B.05.1.EGM.0.12.06. 01 / 91-473-9-12 sayı ve 1 Şubat 2005 tarihi genelgesinde de özel güvenlik elemanlarının görevlendirilmesinde titiz bir şekilde 'güvenlik soruşturması' yapılması isteniyor. DİYARBAKIR - ANF
Taylan Esmer
http://www.ozgurgundem.net/haber.asp?haberid=36071
