yazı ekle   takvim   gelişmiş arama   site istatistikleri   SanalAlemYalnızBizimDeğil   İsterVerİsterVerme   Foto/Video/Ses Arşivi   Logo Links
izleniyoruz.net
  
       
Kimdir bu Büyük Birader?
DenetimAmerika'nın küreselleşme adı altında bizlere yutturmak istediği, tamamen kontrol edilebilir birey ve devletler haline dönüştürülme projesidir. George Orwell'in kitabında yer alan Okyanusya'nın temelleri Büyük Ortadoğu Projesi'nden de önce atılmıştır. Echelon'u tek başına Büyük Birader olarak ele almak değil, Büyük Birader(ler)e ulaşmak için Echelon'u kimler işletiyor ona bakmak gerekir.

Ramazan Karaçalı

Kimdir Büyük Birader? Günümüzün en büyük diktatörlüğü mü, olması zorunlu bir güvenlik ağı mı? George Orwell (1903-1950) 1984 adlı romanında, çağımıza hükmeden hayal ürünü bir diktatörlüğü anlatsa da; gerçekte var olan, hiçbir zaman aksi iddia edilmeyen büyük bir diktatörlük...

'Büyük Biraderin Gözü Sizde'; sizi izliyoruz... Sizi ele geçirdik ve sizin yerinize düşünüp, sorguluyoruz... Elbette, hâlâ bazılarınız bize karşı gelmeye çalışıyor... Bazılarınız anlamsız devrimlerle müritlerimizin kafalarını karıştırıyor... Unutmayın ki, Düşünce Polislerimizin elleri rejim düşmanlarının yakasında... Siz, ne verdiysek onunla yaşamaya bakın... Sizler, mutluluğunuz için durup dinlenmeden çalışan Ingsos'un (rejimin) birer parçasısınız... Şimdi herkes rejim düşmanları için 'iki dakikalık nefret' marşını söyleyecek... Kitlesel hipnoz için, ayağa kalkın!... Çünkü; dönüştürüleceksiniz!

George Orwell'in romanını okudum. Yukarıdaki satırlar benim, ama kitabın özetini çıkart deselerdi, herhalde farklı bir şeyler yazmazdım... Kimileri için, Orwell'in ülkesindeki gibi bir izleme ağının varlığını kabullenmek, beynin sınırlarını zorlayan devasa bir ütopya/anti-ütopya olabilir; acıdır ki gerçek...

Dünyayı dinleyen kulak: Echelon
Nedir bu gerçek? 23 Mayıs 1999 tarihinde, dünyada varlığını kimsenin tam olarak bilmediği bir izleme parçasının ilk itirafını Avustralya DSD Başkanı Martin Brady yapmıştır: 'Bizler küresel bir elektronik izleme sisteminin parçasıyız; ECHELON'...
Echelon; UKUSA (İngiliz Milletler Topluluğu ve ABD) tarafından oluşturulan bir yüksek teknoloji casusluk sistemidir. Telefon, internet, özel ve ticari faks, teleks elektronik posta, bilgisayar ve data haberleşmesi yani iletişimle ilgili aklımıza gelen her konuda istihbarat toplayan en büyük kulaktır.

Aslında dünyayı izleyen bir gizli kulağın varlığından ilk söz eden kişiler, Rusya'ya iltica eden ABD Ulusal Güvenlik Dairesi (NSA) görevlileri Bernon Mitchell ve William Martin'di. 6 Eylül 1960'da Moskova'da düzenlenen bir toplantıda, NSA'nın o günlerde en az 40 ülkeyi aktif bir biçimde dinlediğinden ve yeryüzünün değişik yerlerine kurulu en az 2 bin dinleme istasyonunun varlığından söz etmişlerdi. Aynı bilim adamlarının iltica etmeden önce, yaklaşık 10 yıl bu sistemle ilgili çalıştıklarını varsayarsak, Echelon'un yaklaşık 50 yıldır bizi izlediği sonucuna varabiliriz. ABD ise bu iddiayı sürekli inkâr etmesine rağmen, Avrupa Birliği'nin 1988 yılında yayımladığı istihbarat raporu, Avrupa'daki iletişim cihazlarının yüzde 90 gibi bir oranla Echelon sistemi ile izlendiğini ortaya koyuyordu.

Sonraki yıllarda Avrupa Birliği ülkeleri bir Anti-Echelon sistemi oluşturmak ve aynı şekilde dünyayı dinlemek için çalışmalar yaptı. Daha sonra bu çalışmalar Enfopol olarak adlandırılan bir proje şeklini aldı. 1999 yılına gelene kadar, Echelon'un kulakları o kadar büyümüştü ki, aynı yıl ABD'de yer alan elektronik gizlilik kurumu EPIC, Echelon'la ilgili olarak ABD hükümetini mahkemeye vermiştir. Avrupa dışında İsrail, Rusya, Çin gibi ülkeler de, buna benzer tele-kulak sistemleri geliştirmek için çalışmalarını sürdürmektedir.

Echelon'un gelişimi
Echelon'un temeli Enigma adı verilen ve İkinci Dünya Savaşı'nda Almanlar tarafından kullanılan bir şifreleme sistemine dayanır. İngilizler bu şifreleri çözüp Amerikalılar'a veriyorlar, Amerikalılar ise benzer şekilde Japon şifre sistemine ait bilgileri İngilizler'e ulaştırıyorlardı. Bu işbirliği zamanla, sonradan Yeni Zelanda, Avustralya, Kanada'nın da dahil olmasıyla, UKUSA adı verilen bir istihbarat ortaklığına dönüştü. Her ülke kendine düşen bir alanı denetliyor ve bilgiler Echelon sisteminde toplanıyordu.

Echelon sistemi iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle daha da büyüdü ve yetenekleri arttı. Özellikle uydu iletişimi, internet ve elektronik posta teknolojileri, IP telefon sistemleri (voice over IP ve internet telefon) bu ağın en güçlü parçaları oldu. İnternetin son derece hızlı gelişmesinde yatan etken, belki de Echelon'un işlerini daha da kolaylaştırmaktır. Echelon sistemi sadece iletişim hatlarından oluşmuyor elbette, anti-radar sistemlere sahip pilotlu-pilotsuz uçaklar, dünya denizlerindeki istihbarat gemileri, yörüngedeki çeşitli casus ya da ticari uydular, diğer ülke topraklarında yer alan ABD büyükelçilikleri, görünüşte bürokrat olarak diğer ülkelere yerleşip, aslında casusluk faaliyetlerinde bulunan ajanlar ve birçok destek personeli bu ağ için çalışmaktadır. Bazı tahminler çalışan sayısını 50 bin kişi olarak vermektedir.

Echelon sistemi süper bilgisayarların bir arada bulunduğu bir merkez üs ve toplanan bilgileri merkeze ulaştıran, değişik ülkelerdeki binlerce üsten oluşmaktadır. Türkiye'de de, Echelon sistemine ait ve MİT'in elinde olan, bazı eski iletişim cihazlarının varlığından söz edilmektedir. Birçok kaynağa göre ülkemiz, Norveç, Almanya, Danimarka ile birlikte üçüncü kısım Echelon Projesi içinde yer almış ve buna bağlı olarak, çok gelişmiş bir Echelon üssü Karamürsel'de kurulmuştur. Bu üslerde FLR-9 adı verilen, 500 m genişliğinde dev antenler bulunmaktadır. Merkezde yer alan bilgisayar sistemleri, kendi içinde bazı gelişmiş alt bilgisayar sistemiyle desteklenmektedir. Üsler arası iletişim günümüzün internetine benzeyen Intelink adlı bir iletişim kanalıyla sağlanmaktadır.

Echelon sistemi, internete yapışan bir sülük gibidir. Veri yönlendirmede kullanılan ve yönlendirici (router) adı verilen cihazlar üzerinde, 'sniffer' adı verilen uygulamalar ile bilgiyi toplar. Günümüzde, gelişen teknolojiye bağlı olarak daha ileri seviye veri koklama sistemleri kullanılmaktadır. Ayrıca, okyanus altı kablolama sistemleri de, ABD tarafından yerleştirilen alıcılarla denetlenmektedir. Echelon'un elektronik dinleme sistemi, Sigint (Signal Intelligence) olarak adlandırılır. Her an milyonlarca bilgi Sigint yardımıyla toplanıp, filtrelenmekte ve yazılı metne dönüştürülmektedir. Sigint'in görüntülü iletişimi denetleyen, IMINT adı verilen uydu destekli istihbarat toplama sistemi de, her gün dünyanın çeşitli yerlerinden fotoğraflar çekerek Echelon'a iletir.

Echelon sistemine, onlarca gizli kuruluşun yanı sıra, tüm dünyada bilinen birçok teknoloji firması da destek vermektedir. Teknoloji firmalarının, izleme ağının gelişmesine ortam yaratmak için kullanılan bir araç olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ayrıca, bilgisayarınızda yüklü olan işletim sistemleri ve bazı programlar, arka kapılar (backdoor) aracılığı ile birilerine sizinle ilgili bilgi gönderiyor olabilir. Son dönemde, internet firması Google hakkında çıkan söylentileri çoğunuz duymuşsunuzdur. Bu ve benzer sebepler nedeniyle, bazı ülkeler (Çin, Almanya) kendi ulusal işletim sistemlerini yaratmak için çalışmalar yapmaktadır. Yaklaşık 10-15 yıl önce, dünya çapında bir baskı firması, fotokopi makinelerinin içerisine yerleştirdiği bir mikroçip (microchip) yardımıyla, çekilen fotokopilerin bir nüshasını dinleme merkezine yönlendirdiği yönünde suçlamalarla karşılaştı. Doğruluğu bir yana, düşüncesi bile ürpertici...

Geçenlerde, Bill Gates'in patentini aldığı bir sistemle ilgili haberler bazı gazetelerde yer aldı: 'Vücudumuz artık bilgisayar olabilecek! Microsoft, kendi vücudumuzu bilgisayar olarak kullanabilmek için geliştirilen bir teknolojinin patentini aldı', diye özetlenebilecek bir haber... Örnek olarak; doktorlar, geçmişe dayalı 'log'larımızdan hastalığımızı anında tespit edebilecek ve detaylarla uğraşmadan bize ait bilgileri toplayabilecekti. Sadece doktor değil elbette, bir gece kapımızı çalan bir güvenlik görevlisine 'Hoş geldiniz' dediğinizde, sizin aranan kişi olup olmadığınızı anlayacak bir sistem.

Kıbrıs'ın önemi
Amerika'nın Kıbrıs konusundaki ısrarı nedir? Kıbrıs bir uçak gemisi görüntüsüyle, Ortadoğu bölgesine hâkim en stratejik noktadır. Echelon ise bu ısrarın nedenlerinden sadece bir tanesidir. Kıbrıs'ta Trodos Dağı'nda ve bir başka yerde daha Echelon üssü bulunmaktadır, ama benzer diğer sistemlere göre düşük kapasitelidir. Kıbrıs'ın birleşmesi için yapılan çalışmalar neticesi, yeni kurulacaklarla beraber Türk kesimi ve Rum kesimindeki Echelon sistemleri birleşip, etki alanı daha geniş bir dinleme sistemi yaratılması planlanmaktadır. Ayrıca, Kıbrıs'ın erken uyarı sistemleri ile Batı için bir alarm zili haline geleceği de aşikârdır. Gelecekteki ABD planında, Ortadoğu'nun ABD merkez üssü sanıldığı gibi Irak, Arabistan, İsrail veya başka bir ülke değil, Kıbrıs olacaktır.

Kıbrıs'ın Echelon için en önemli yer olması sadece stratejik kaygılarla değildir. Echelon için dünyada 4 adet çok önemli dinleme merkezi vardır; Ayios Nikolaos ve Akrotiri (Kıbrıs), Geraldton (Avustralya), Guam (Pasifik), Kunia (Hawai). Kıbrıs'ı diğer yerlerden ayıran en önemli özellik, ABD casus uydularının en iyi izleyebildiği ve atmosferik (iyonosfer) koşulların en iyi sağlandığı yerde olmasıdır.

İyonosfer gelecekte yine ABD tarafından geliştirilen HAARP projesinin de dev anteni olacaktır. Bu projenin büyük bir kısmını, çalışmalarının 1960'lı yıllarda başlatılmış olmasına karşın, varlığı çok bilinmemekle beraber, Ronald Reagan tarafından açıklanan ve yeniden şekillendirilen Yıldız Savaşları (Star Wars) oluşturur. İyonosfer, içeriğinde iyon ile elektron adı verilen, pozitif ve negatif yüklü atom parçacıklarını barındırır. Ordu tarafından kullanılan iletişim dalgalarının büyük bir kısmı iyonosfer içerisinden geçer. Etki alanı daha geniş, daha büyük doğal bir antenden daha bedava ne olabilir ki... Elbette sadece doğal bir anten değil, karşı ülkelerin iletişim ağını çökertebilecek doğal bir frekans karıştırıcı...

Birleşme sonrası, Kıbrıs'taki mevcut dinleme üslerine eklenecek daha gelişmiş teknolojiye sahip yeni üsler, Ada'yı dünyadaki en büyük dinleme merkezi haline getirecektir. Ayrıca, düşman ülke saldırı ve sabotajlarının bu adayı daha az etkileyeceği veya hiç etkilemeyeceği düşünülürse, Ada'nın diğer Ortadoğu ülkelerinden daha avantajlı olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Diğer 'kulak'lar
Yeri gelmişken değinmekte fayda var; HAARP sadece Yıldız Savaşları projesinin 'parçala-yok et' kısmıyla ilgilenmez. Aynı zamanda, dünyanın belirli bölgelerine gönderilen elektromanyetik dalgalar yardımıyla, insan beynini -dolayısıyla zihinsel kontrolü- ele geçirme teorisini gerçekleştirmek için uğraşır. Bu teoriye göre, elektromanyetik dalgalar, beyindeki kimyasal değişimleri manipüle edecek ve tıpkı hipnoz olmuş topluluklar gibi, kitlesel kontrol sağlanabilecektir. Bununla ilgili olarak, ABD sempatizanı bir partiye oy vermek, gelecek kuşakları sadece ABD ürünlerinin tüketildiği bir topluma dönüştürmek, bağımsızlık-özgürlük gibi kavramların içlerini ABD yandaşlığı-bağımlılığı gibi kavramlarla 'change' etmek gibi örnekler verilebilir. Elbette bu konu HAARP ile birlikte ele alınması gereken çok daha büyük bir dosyadır ve incelenmesi gerekir. Bu konuyla ilgili geniş bir makaleyi Bilim ve Ütopya dergisi Mart 2000 sayısında bulabilirsiniz.

Dünya telefon ve data iletişim trafiğinin büyük bir kısmını barındıran Intelsat ve Inmersat uydularının yanı sıra, Echelon için dinleme hizmeti veren, KH-11, Orion,/Vortex, Trumpet, Parsae, Mercury, Mentor adlı casus uydular da vardır. Orion casus uyduları, Comint (Communication Intelligence 'İletişim İstihbaratı-) türünden olup, 100 Mhz.'in üzerindeki frekansları dinlemektedir. Uydu, GSM telefonlarının yaygınlaşmasıyla GSM frekanslarını da dinlemeye başlamıştır. Mercury casus uydusu, ekliptik yörüngeye sahiptir ve uzayda açılmış dev bir anten görüntüsündedir. Daha çok askeri istihbarat için çalışmaktadır ve 20 Khz. bandındaki bütün frekansları yakalayabilmektedir. Genellikle, sualtındaki düşman (!) denizaltılarının iletişimini dinlediği bilinir.

Amerika'nın bugünkü projeleri arasında dünyayı çok yükseklerden dinleyebilecek pilotsuz uçaklar projesi vardır ve bu proje IOSA (Integrated Overhead Sigint Architecture) mimarisine eklenmiştir. Bu projenin temelinde, yabancı ülkelerdeki bir kısım üsleri kapatıp, dünyanın her bölgesinde daha rahat hareket edebilme ve maliyeti düşürebilme çabaları yatmaktadır. Sistem, 100'ü aşkın dilde toplama ve dinleme faaliyetinde bulunmaktadır.

Echelon sadece askeri istihbarat alanında değil, ticari alanda da izleme ve dinleme çalışmaları yapar. Özellikle Amerikan firmalarının çıkarları doğrultusunda, rakip firmaların önceden dinlenmesiyle birçok ihalenin ABD firmalarına verilmesinin sağlandığı ortaya çıkmıştır. Fransız radar firması Thomson-Csf ile Brezilyalı bir alıcı arasındaki görüşmeleri izleyen CIA ve NSA, anlaşmanın Amerikan Raytheon firması ile yapılmasını sağladı. Japon NEC firmasının Endonezyalı bir şirketle uydu için anlaşacağını öğrenen NSA, bilgileri AT&T firmasına aktararak, NEC'in AT&T ile işbirliği yapmasına yardımcı oldu. Bunlara başka örnekler de eklemek mümkün.

21 Ekim 'Echelon'u kitleme günü'
NSA'nın ve dolayısıyla Echelon'un en büyük sıkıntısı, gittikçe gelişen teknolojiye bağlı olarak şifreleme algoritmalarının da gelişiyor olmasıdır. Amerikalı bilgisayarcı Phil Zimmerman, kendi bulduğu Mükemmel Sır Saklama (Pretty Good Privacy) adlı şifreyi internetten ücretsiz dağıttı. İzleyen yıllarda bu algoritmayı, daha karmaşık ve çözülmesi zor algoritmalar takip etti. Bu yüzden NSA, çözümü süper-bilgisayarların bile binlerce yılını alabilecek algoritmaları çözmek için, kuantum-bilgisayarların gelişmesine öncülük etmektedir.

İnternette yer alan gizlilik ve mahremiyeti savunan birtakım gruplar, Echelon'u protesto etmek için her yılın 21 Ekim'i 'Echelon'u kitleme günü' ilan ettiler. Her yıl aynı gün, binlerce kullanıcı internet üzerinden yolladıkları elektronik posta ile Echelon'u çökertmek için yarışmaktadır. Yine her yıl, geleneksel olarak Amerika'da kişisel bilgilerin dokunulmazlığını zedeleyen kişi ve kuruluşlara 'Büyük Birader' ödülleri dağıtılmaktadır.

Amerika'nın küreselleşme adı altında bizlere yutturmak istediği tamamen kontrol edilebilir birey ve devletler haline dönüştürülme projesidir. George Orwell'in kitabında yer alan Okyanusya'nın temelleri Büyük Ortadoğu Projesi'nden de önce atılmıştır. Echelon'u tek başına Büyük Birader olarak ele almak değil, Büyük Birader(ler)e ulaşmak için Echelon'u kimler işletiyor ona bakmak gerekir; Yahudi lobileri ve WASP adı verilen beyaz, Anglosaksonlar'ın oluşturduğu, zekâ seviyesi yoruma açık birini bile başkan seçtirecek kadar zengin ve nüfuz sahibi gizli cemiyetler, emperyalist güçler... Günümüzde kapitalist birçok kuruluş, Okyanusya'dan daha az acımasız ve vahşi değil: 'Savaş barış, özgürlük kölelik ve bilgisizlik kuvvettir'...
Büyük Birader kimdir? Büyük Birader; bir yönetimden diğerine geçen, çağlar boyu süregelen, dünyayı yönetme ve sahip olma düşüncesinin oluşturduğu olgudur.

KAYNAKLAR
1) Raşit Gürdilek, 'Teröristleri Duymayan Dev Kulak, Echelon', Bilim ve Teknik, Ekim 2000.
2) 'HAARP, Kara Bilim', Bilim ve Ütopya, Mart 2000.
3) İsmail Güneş, 'Büyük Biraderin Büyük Kulağı, Echelon'.
4) 'Kıbrıs Echelon Üssü mü Oluyor?', www.netpano.com



*Bu yazı daha önce Bilim ve Gelecek Dergisi'nin Kasım 2004 tarihli 9. sayısındaki "Big Brother'den Elektronik Tanrı'ya" isimli kapak dosyasında yer almıştır. www.bilimvegelecek.com.tr  
İlgili

Seçenekler

HTML   CSS   CC   RSS THEME :: hepimiz@izleniyoruz.net ::